26 Kasım 2007 Pazartesi

korkacak bişey yokmuş

Günlerdir uyumuyordum korkudan. En sonunda bedenim daha fazla uykusuzluğa dayanamadı, sigortası attı beynimin, kapandı gözlerim, zihnim... "Hımm aslında korkacak bişey de yokmuş hani gayet de güzel uyuyorum" derken, birden gözlerimi açtım! Bişeyler hissettim sanki sağ tarafımda... Şöyle bi bakındım etrafa gözlerim karanlığa alışınca. Evet evet! Yatağımın sağında bişey vardı, hafif bi ışık saçıyordu ve uyanmamı bekliyordu resmen!.. Yatağımda kaskatı kesilmiş, nefesimi tutmuştum. Sanki nefes alırsam uyandığımı anlayacakmış gibi... O neydi? Odamda ne işi vardı? Benden ne istiyordu? Cesaretimi toplayıp bakmam lazımdı o şeye... Birden derin bir nefes alıp ona çevirdim gözlerimi... Bütün dişlerini göstererek gülen ve bana doğru yaklaşan, yüzlerce suratı aynı anda gördüm bu şeyin yüzünde! Onca insanın yüzü bana doğru yaklaşıyordu gitgide... Aldığım nefes yarım kaldı... Ne içime çekebiliyordum, ne de dışarı bırakabiliyordum nefesimi... Ciğerlerim patlamak üzereydi... Tanıdığım, tanımadığım, gülen, acı çeken, birsürü yüz!.. Sonra birden gözlerimi açtım. Telefonumun alarmı çalıyordu ve beni her çalışında çılgına çeviriyordu! Daha fazla tahammül edemezdim bu sese. Elimi uzattım telefonuma ama ben elimi uzattıkça o benden uzağa gitmeye başladı!.. Mıknatısın aynı kutupları gibi itiyorduk birbirimizi! Her çalışta kafamın içinde birşeyler parçalanıyor, acı veriyordu artık bana! Tanrım alarmı kapatmalıydım ne pahasına olursa olsun!.. Elimi uzatıyorum, kaçıyor; elimi uzatıyorum, bi kere daha çalıyor... Her çalışında elimi başıma götürüyorum, canım yanıyor artık iyiden iyiye... Burnum da kanamaya başladı, daha fazla tahammül edemem bu acıya! Ayağa kalkıp bir çaresine bakmam lazım sanırım... Yatakta doğruluyorum, ayaklarımı yere indiriyorum ama bi türlü yere basamıyorum. Halıya bakıyorum hala eski mesafesinde ama ben ulaşamıyorum... Bacaklarım mı kısalmış? Ayaklarım mı kopmuş? Neden yere basamıyorum? Birdenbire gözlerimi açıyorum. Bana sarılmış, yanımda yatıyorsun. Oh diyorum korkacak bişey yokmuş sevgilim yanımda. Derken, elinde bir bardak suyla sen içeri giriyorsun!.. Yanımdakine bakıyorum sen, içeri giren de sen! Ayaktaki sen "kabus mu görüyordun sayıklıyordun, sana su getirdim al iç, hayatım" diyor. Acaba bu sen misin? Bu sensen yanımdaki ne? Seninle konuşursam ya yanımdaki açarsa gözlerini? Peki seninle konuşmazsam bize naparsın? Hanginize güvenicem bilemezken, bebeğimin sesi geliyor öteki odadan! Ağlıyor... Yanımdaki sen de uyanıyorsun! Sizden önce yanına gidip almam lazım bebeğimi! Ama birden susuyor. İçeri sen geliyorsun bebek kucağında... Biz hep beraber dönüp sana bakıyoruz. Senin yüzünde pis bir gülümseme, derken hepinizde aynı gülümseme! Birden ter içinde açıyorum gözlerimi. Nefes nefese kalmışım, mutfağa gidip su içmem lazım ama korkuyorum!.. Ya yere basamazsam, ya mutfakta senden bisürü görürsem? Beynimde fırtınalar koparken duvarlardan çıtırtılar geliyor!.. Sonra sallanmaya başlıyorum!.. Kapatıyorum gözlerimi, böylesi daha güvenli sanki... Sesler duyuyorum... Birsürü düşen, kırılan eşya sesi... Sonra kulak kabartıyorum, hiç insan çığlığı yok!.. Düştüğümü hissediyorum o an! İyice sıkıyorum gözlerimi, açmıycam asla!.. Yorganıma sarılıyorum sadece sıkı sıkı!.. Düşüyorum, üstüme de birşeyler düşüyor!.. Sıkıştığımı hissediyorum... Artık hareket kesildi, çığlıklar başladı. "Orada kimse var mı" diye soruyor biri... Bir diğeri bağırıyor "kurtarın beni!". Gündüz olmuş anlaşılan ya da gözlerim alışmış karanlığa, etrafıma bakınıyorum... Birini görüyorum, o da uzanmış sessizce olan biteni anlamaya çalışıyor. Gülümsüyoruz birbirimize... Sanırım bu gerçek diye düşünüyorum sonra. Demek ki korkulacak bişey yokmuş, öyle de böyle de oluyormuş deprem... Dışardaki sesler yaklaşıyor iyice. Bize doğru sesleniyorlar "orada kimse var mıııı?" yanımdakine bakıyorum, hala gülümsüyor bana. Soru soran bakışlarla bakıyorum, ama hala gülümsüyor... Seslenmeye çalışıyorum dışardakilere, ama sesim çıkmıyor! Yanımdakine dönüyorum dehşete kapılmış bi halde, hala gülümsüyor!.. Sonra yanımdakinin bana bakmadığını anlıyorum... Diğer tarafıma, onun baktığı yere çeviriyorum kafamı zorla. Tıpkı küçük bir çocukken babamın bana anlattığı gibi bişeyle karşılaşıyorum!.. Demek ki, gerçekten korkulacak bişey değilmiş diyorum sonra... Demek ki günlerdir boşuna uykusuz kalmışım... Yüzüme bir gülümseme yayılıyor, artık ölümden korkmuyorum...

Reductia ad Absurdum

adsum!
olmayana ergi dedim başladım. bana ters de olsa, tersini kabul edip gerçeğe ulaşıcam başımın etini yiye yiye. kafamın içindeki tilkileri özgür bırakıyorum burada...
in fine, verba volant scripta manent dixi.
fiat lux!