12 Mayıs 2010 Çarşamba

-3-

Kapılardan birini yavaşça aralamıştı. İçerde neler olduğunu çok iyi seçemiyordu, ama görebildikleri çok da içini açmışa benzemiyordu. Zaten yeterince yorgundu, daha fazlasına hiç de lüzum yoktu. Sanırım bu kapıyı kapatacaktı. Mücadele edecek gücü kendinde bulamıyor, bir yandan da bırakamıyordu araladığı kapının kolunu. O an tanrılara, o güne kadar asla soramadığı bir soruyu soracaktı: Neden ben???

-2-

Karşısında iki kapı vardı.İkisi için de uzun süredir düşünüyordu.İkisinin de arkasında ne var belli değildi.Ama önündekiler aşikardı.Birine daha yakındı, içine hiç sinmeyene.Diğerineyse gitgide yaklaşıyordu.Şimdilik orta yolu bulmalı ve sadece hangisi çekerse ona doğru yönelmeliydi belki de...Ya da kapıların önündekilere aldırmadan, arkalarındakini öğrenmenin bir yolunu bulmalıydı...

-1-

Kısmet dedikleri bu olsa gerek dedi ve durdu. Durmaması lazımdı ama inatla duruyordu. Herşey istediği gibi olmaya başlamıştı ama uzun yoldan oluyordu. O da bunun tadını çıkartıyordu. İzliyordu kendi hayatını memnun, pis bir sırıtışla. Şu an sahip oldukları değildi onun istedikleri. Ama zaten ulaşmıştı onlara da. Sadece elini uzatıp dokunması kalmıştı. Bunu yapmak içinse hiç acelesi yoktu. O nasılsa elde edilecekti ;)